İşyeri ve işyerinde aldatma, işyeri sponsorluğunda kurumsal firmaların iş yapılsın diye sağladığı olanakların sayesinde yaşanan çapraşık ilişkiler uzun süredir psikolog ofislerinin gündemini oluşturuyor. Nasıl mı? okuyun...

işyerinde aldatma

Kocam beni kendi işyerinden … biriyle aldattı, karım beni müdürüyle aldatıyormuş, eşim beni işyerindeki stajyerle aldattı, eşim beni iş gezisinde aldatmış… eşim işyeri, karım işyeri, kocam işyeri….aldatma… ihanet, aldatma, iş yemeği… iş gezisi… Tayland’da bayi toplantısı… Ukrayna’da firma toplantısı…

Hemen her gün  ofisimde bana defalarca anlatılan, her gün kulaklarımda çınlayan kelimeler ve cümleler bunlar. İşyerinde aldatma bir hastalık mı? Peki ya neden çoğunlukla işyerinde, işyeri ekseninde ya da işyerinden biriyle aldatır aldatan insanlar. Yoksa işyerinden biriyle değil de işyeri vasıtasıyla mı aldatır bu profildeki insanlar? Acaba işyerleri ve onların sağladığı altı kuru, keyfi yerinde ortam; yemek çekleri, şık kıyafetler, yakıtı ve bakımı şirketçe karşılanan konforlu araçlar olmasa bu kişiler birbirine zaman ve para ayırabilecek birbirini çekici bulacak durumdalar mıdır? 

Bizi sadakate davet eden iş yerlerini hepimizi biliriz, çalışan sadakati denince akan sular durur iş dünyasında. Business ortamlarda en çok konuşulan konu budur, çalışanın çalıştığı firmaya sadakati pek bir önemlidir. Özellikle söz konusu şirketimiz ya da firmamız kurumsal kimliğe sahipse daha da bir önemlidir. Peki ya o çok kurumsal şirketler çalışanın kendine sadakatini düşünürken, çalışanının eşine ya da evliliğine sadakatini önemser mi? Peh… hiç sanmıyorum ya da saçmasapan müşteri profili eğitimlerinden fırsat bulup da bu konuda eğitim verdiklerini, ya da personelin eğitim aldıklarını hiç işitmedim. Öyle olsaydı işyerinde aldatma vakalarıyla her gün hem de bir kaç kere çalışıyor olmazdım.

Bu satırları okuyanlar; ‘işyerinde aldatmanın işyeriyle ne bağlantısı var ya da çalışanları eşlerine ihanet ediyorsa adamlar ne yapsın, şirket ne yapsın’ şeklinde cümleleri kafalarından geçirdiklerine eminim. Bu cümlelere ben de katılıyorum. Ancak insanlar neden işyerinden partnerler bulur ya da işyerinden bulduğu partnerlerle eşlerini aldatır sorusunun cevabı doğrudan iş ve işveren tanımlarıyla ve işverenin sağladığı bolluk ortamının kötüye kullanılması ile çok bağlantılıdır. 

Özellikle yüksek sınıf veya beyaz yakalı çalışan olarak tanımlanan kesimin hayatı iş yaşamı, iş yapmak, iş yemeği, iş gezisi, iş telefonu, şirket toplantısı, şirket eğitimi, şirket yemeği kelimelere boğulmuş durumdadır. Bu yemeklere zaten nedense eşler hiç davet edilmez ve her nedense memleketin içinde tonla boşta turistik tesis var iken bayi toplantıları Tayland’da ya da Ukrayna’da yapılır. Şirket bizlik duygusu aşılama ve önce motivasyonu sonra satışı veya üretimi beraberinde de karını arttırma peşindedir. Bu kelimelerinin anlamlarını ve hayatlarında yarattığı tahribatı çok da düşünmeyen bu kesim, daha çok dolgun maaşlarını, şirket içi pozisyon ve ünvanlarını, şirketin kendilerine tahsis ettiği arabanın modelini, şirketin iş gezisine gönderirken sağladığı yolculuk ve otel avantajlarını, yemek kuponlarını, hatta bu yolculuklardan elde edilen uçuş puanlarını, bu puanlarla alınan bedava hediyeleri ve biletleri düşünürler. Yani işyerinde aldatma da, işyeri sponsordur ve  evde onların yolunu gözleyen eşleri ve hatta ve hatta çoluk çocukları çoktan külliyen hikaye moduna alınmıştır. 

Tabii ki şirketlerin kendilerine sağladığı bu bolluk ortamının içinde işe yeni başlayan seksi stajyer, kendinden daha kıdemli ve yakışıklı becerikli müdür, kısım yöneticisi, ya da asistan, ya da birlikte iş gezisine gidilen benzer pozisyondaki güzel kokulu vesaire hanım ya da bey birden bire göze ve gönüle çekici gelmeye pekala da başlayabilir. Hem neden başlamasın ki; hayat zaten şirketin sınırları içinde akmaktadır. Business dünya ve biricik şirketçikleri onları işyerinde aldatma için ortamı hazır hale getirmiş ve sevgi ile kucaklamaktadır. 

 

Ömrünü şirketin kurumsal kimliğine yakışır olma adına en şık kesim etekler, stilettolar, makyajlar, şık takım elbiseler, şık saatler ve parfümlere adamış bu profilin en belirgin özelliği de es kaza evin yolunu bulurlarsa hemen makyajlarını silip, takımlarını çıkartıp pijamalarını giyip televizyonun karşısında 22 sezon 512 bölüm sürecek olan uyduruk bir diziyi, ya da uğruna anlaşılmaz bir şekilde milyonlarca doların döküldüğü futbol takımlarının maçlarını fanatikçe izlemeye koyulmasıdır (sadece evde izleseler iyi bir de söz konusu takımın kombine biletleri ve bu maçlarda takımın sahasında olmak adına kombine uçak biletleri de alınır) Kendilerinin yaptığının aynısını yapan bu yorgun mu yorgun, gün boyu satışları arttırmış, üretimi fırlatmış ve business dünyayı kurtarmış bu çiftlerin zaten birbirlerini çekici bulmaları da olanaksızdır. Ki zaten bulacak gibi olsalar da zaten şirket bünyesinden edindikleri business stildeki sevgilileri ile evin tuvaleti ve banyosunda gizli telefon görüşmelerinden ve whatsapp yazışmalarından fırsat falan da kalmaz. 

Aslında iş yaşamı denilen yaşamın insanlara ultra herşey dahil gerçekmiş gibi sunulmasının, asıl gerçek olan evdeki ve mesai sonrası yaşamın ise ultra herşey dahil gerçek yaşam olarak satılan iş yaşamına hazırlık ve dinlenme zamanı olarak gösterilmesinin sonucunda bu kadar çok iş yaşamı tabanlı aldatma yaşanmaktadır. Kişilerin çoğunun sen kimsin denildiğinde ‘ben abcde firmasında mühendisim, xcvz firmasında müdürüm, şirket şusuyum busuyum demelerinin de sonucudur. Çünkü bu profil şirket künyesi olmadan kendini tanımlayamaz ve başarılı hissedemez. Hoş bu profilin dünyanın kaç bucak olduğunu anladığı an; emekliliği gelince eline uyduruk bir plaket bir de havalı kesme çiçek tutuşturulup ‘uğurlar ola’ dendiğindeki andır ama o ana gelinceye gözü dönmüş bu business profil gerçeği bir türlü göremez. Şirket sponsorluğunda kendini başarılı hisseden tiplemelerin de kendilerini aile hayatına adamalarını ve evliliklerine ve hatta mesai sonrası  yaşamlarına yatırım yapmalarını beklemek zaten ütopiktir. Onlara göre iş gerçek hayattır, iş önemlidir, ve hatta herşeyden daha önemlidir. Bu şekilde atlanan aile ve evlilik hayatları eşlerin gittikçe birbirinden yabancılaşmasını getirir. Birbirine yabancılaşan eşler de artık bir kısır döngüye girerler. Soğudukça uzaklaşır, uzaklaştıkça soğurlar. Bu kısır döngünün kesilmesinin yolu ise ya bu hayatı daha gerçek ve kendine yalan söylemeden yaşamak ya da bir uzmandan evlilik terapisi almaktan geçer. 

Benden söylemesi… bu yazıyı okuyupta bu satırlardan rahatsız olanlara gelince (ki onlar işyerinde aldatma hayallariyle yaşarlar), onlar doğru sandıkları bu yolda önce kendilerini, sonra istedikleri herkesi aldattıklarını sanarak yaşamaya devam etsinler…

Kalın sağlıcakla…

dr. murat sarisoy

Dr. Psikolog Murat SARISOY

Uzman Klinik Psikolog - Evlilik ve Aile Terapisti

Randevu almak için 7/24 DANIŞMA HATLARIMIZ 

Ekibimiz Hakkında Bilgi Almak İçin BİZ KİMİZ ?

İzmir Psikolog - Gökyüzü Psikoterapi Enstitüsü Merkezimizin yeri için KONUM 

Psikolog Dr. Murat SARISOY Hakkında Tarafsız Tavsiye Sitesinde Yazılan TAVSİYELER

Yazdığım ve basılmış kitapları görmek için KİTAPLARIM linkini inceleyiniz.

Etik, Bilimsel yaklaşımımız ve tam 25 yılllık tecrübemizle yanınızdayız...

Danışma Hatlarımız:

  • 0 232 464 00 60

  • 0 232 374 00 00 (7/24 Danışma ve Randevu Hattı)

  • 0 534 670 23 73

  • 0 554 580 25 10

 

Bizi Takip Edin

Free Joomla templates by L.THEME