Mutluluk, Huzur İster?

Mutluluk hemen hepimizin zihninden günde en az bir kaç kez geçen bir kelime, kulaklarımızın defalarca duyduğu, sosyal medya ve internet sayesinde üzerine bir dolu (bir çoğu da çalıntı) imaj  gördüğü, sözler okuduğu bir kelime…

Çoğumuzun peşinde olduğu ama bir türlü sahip olamadığı şey şu mutluluk ve de çoğunlukla mutsuz olmama ile karıştırılan bir duygu. İnsanların çoğunun şöyle bir yanıgısı var, ‘mutsuz değilsem mutluyum’. Halbuki mutluluk mutsuz olamamaktan tamamıyla farklı bir şey…

Aslında tek kelime ile ‘bulmak’ mutluluk denen şey ya da ‘hayatta aradığını bulmak’ ama bunun için ise insanın önce ne aradığını bilmesi, ne aradığını bulması gerekiyor. Hemen hepimizin her gün sürdürdüğü bir şey aramak ama belki de bazılarımın hiç farkında olmadığı birşey, tabii ki Hz. Google amcanın bir şeyleri sözde bizim için aramasından bahsetmiyorum. 

Arıyoruz, bize iyi gelecek şeyler, kişiler, yerler, zamanlar arıyoruz. Peki ya bunları bulabiliyor muyuz. Google amcamızdan aramaz isek olasılıkla cevabım ‘evet’, çünkü Google bize aradığımız şeyin sadece benzerini, belki de sahtesini sunuyor. Hani olur da eskaza  sahteliklerin arasına sıkışmış  bir gerçeklik ya da bir insan denk gelirse, oh ne ala ama böyle bir şey çoğunlukla olmuyor, olamıyor. 

Çok değil on, on beş yıl önce, daha sıradan daha gündelik mutluluklarımız vardı. O dönem gündelik mutluluklar üzerine yazar, hatta biraz da alışkanlıklarımızı eleştirirdim. Şimdi mi ne oldu? Dakikalık, saniyelik, saliselik mutlulukları görür ve bunları eleştirir oldum. ‘Sen de sürekli eleştiriyorsun be birader’ de diyebilirsiniz ama psikolog olmak sadece insanları, danışanları dinleyip, anlayıp onların sorunlarına çözümler üretmek ya da üretmelerine yardımcı olmak değil, aynı zamanda okuyan, yazan eleştiren bir bilim insanı olmayı  ve topluma yön ve yol gösterici olmayı da beraberinde getiriyor. 

Herneyse ne diyorduk; saniyelik zevklerle ve bunların toplamıyla uyarılmaya alışmış ya da alıştırılmış zavallı beyinlerimiz, instagram, facebook ve hatta sözde iş dünyası paylaşım platformu linkedin ve diğerlerindeki bütün bu sanal paylaşımları ve bunlara gelen beğenileri mutluluk sanıyor. Hatta bu beğenileri arttırmak ve daha çok beğeni kazanmak adına iş platformlarında bile içerik değeri olmayan paylaşımlarda bulunuyoruz. Beyinlerimiz sosyal medya üzerinden uyarılmaya alıştığı için artık gündelik hayattaki sosyal ve hatta ikili ilişkilerimiz de bundan olumsuz yönde nasibini alıyor. 

Oysa ki mutluluk; üretmek, ortaya yeni şeyler koymak, Dünya’ya iyi şeyler kazandırmaktır. Dünya’ya kazandırdıklarımızla başkalarının da mutlu olduğunu görmek ki, bu belki de en büyük mutluluk. Önemli olan başka  ve de belki de düşünülemeyen bir şey var ki; mutluluk denen duygunun zemini olmadan uzun süre zihinlerde kalamayacağı ve sürekli olamayacağıdır. 

Pek çok insan bunun farkında değildir ki, mutlulukları ya da bahsettiğim sözde mutlulukları bir araya getirdiklerinde bunun yeterli geleceğini ve uzun süre mutlu olacaklarını düşünürler. Oysa ki mutluluk yağan kar gibidir. Hani kar yağdığında nasıl asfalt yerine, yeşil serin çimlerin üstünde ve ağaçların tepesinde birikirse, bu yeşil ortam nasıl ki yağan karın erimemesi için uygun zemin teşkil ederse, mutlulukta böyle bir zemine ihtiyaç duyar. Söz konusu mutluluk olunca zemin de huzur olur. 

Yani huzur mutluluğu korur ve sabit kılar, erimesini engeller. Eğer içinizde huzur yoksa mutluluğunuzda uzun süreli olmaz, olamaz. Bu yüzden mutlu olmak isteyen insanların önce iç huzuru bulmaları, huzursuzluk yaratan sorunları ortadan kaldırmaları ve bunlara dair çözümler bulmaları gerekir. Bu çözümleri bulamayanların kişisel gelişim ve psikolojik destek almaları önemlidir. Ancak bu kişisel gelişim ya da psikolojik desteği verecek kişilerin de gerçek diplomaları olan, gerçek okullardan mezun gerçek kişiler olmaları da daha büyük önem taşımaktadır.

İçinde huzuru teşkil etmeden yaşanan küçük mutluluklar ya da sözde mutluluklarla, mutlu kalmaya çalışmak imkansız gibidir. Öncelikle kişi kendini yapabilirse tarafsız bir şekilde gözden geçirmeli ve huzuru sağlayacak yaratıcı ve kendini geliştirici ve kendine uygun somut uğraşlar bulmalıdır. Bu somut uğraşılar olmadan somut yaratımlar da olmayacağı için kişinin yaratmadan ve üretmeden huzura kavuşması mümkün olmayacaktır. Mutluluğu sosyal medya (hatta adı iş platformu olsa da) ortamlarının sahte gülücüklerinde ve kalplerinde aramanın gerçek bir anlamı yoktur. Bunlar sadece gittikçe silikonlaşan beyinlerimizin uyarımsal yanılsamlarıdır.  Başka da hiç bir şey olmayacaklar, gerçekte de hiç bir işe yaramayacaklardır. 

Huzuru bulmuş, yaratıcı günler dilerim…

  

dr. murat sarisoy

Dr. Psikolog Murat SARISOY

Uzman Klinik Psikolog - Evlilik ve Aile Terapisti

Randevu almak için 7/24 DANIŞMA HATLARIMIZ 

Ekibimiz Hakkında Bilgi Almak İçin BİZ KİMİZ ?

İzmir Psikolog - Gökyüzü Psikoterapi Enstitüsü Merkezimizin yeri için KONUM 

Psikolog Dr. Murat SARISOY Hakkında Tarafsız Tavsiye Sitesinde Yazılan TAVSİYELER

Yazdığım ve basılmış kitapları görmek için KİTAPLARIM linkini inceleyiniz.

  • Etik, Bilimsel yaklaşımımız ve tam 25 yılllık tecrübemizle yanınızdayız...
  • Danışma ve Randevu Hatlarımız:

    • 0 232 464 00 60
    • 0 534 670 23 73
    • 0 554 580 25 10

     

    Danısmanlık Konuları

    Bizi Takip Edin

    Free Joomla templates by L.THEME